Servisimize her gün onlarca araç, birbirinden farklı şikayetlerle giriş yapmaktadır. Sürücüler olarak araçlarınızı kullanırken hissettiğimiz en ufak bir titreşim, duyduğumuz farklı bir ses veya performansındaki anlık bir düşüş, aslında aracımızın bizimle iletişim kurma şeklidir. Çoğu zaman "acaba normal mi?" diyerek geçiştirdiğimiz veya kulak ardı ettiğimiz bu küçük belirtiler, zamanında müdahale edilmediğinde binlerce liralık ağır onarım faturaları olarak karşımıza çıkabilmektedir.
Özellikle aktarma organları (şanzıman, baskı balata), emisyon sistemleri ve motor kondisyonu ile ilgili yaşanan sorunlar, sürücülerin en çok kafasını karıştıran konuların başında gelir. İnternette yer alan bilgi kirliliği, araç sahiplerini yanlış yönlendirebilmekte ve gereksiz parça değişimlerine yol açabilmektedir. Bu yazımızda, servis kayıtlarımızda en sık karşılaştığımız, müşterilerimizin bize en çok yönelttiği dört kritik soruyu ele alacağız.
Amacımız, aracınızın verdiği tepkilerin mekanik arka planını anlayarak, olası bir arızayı büyümeden teşhis edebilmenize yardımcı olmaktır. Gelin, yokuş kalkışlarındaki sorunlardan vites geçişlerine, yakıt tüketiminden klima performansına kadar uzanan bu teknik yolculuğa birlikte çıkalım.
Yokuş Kalkışlarında Aracın Geri Kaydırması Şanzıman Arızası mıdır?
Sürücülerin, özellikle de otomatik veya yarı otomatik vitesli araç kullanıcılarının en büyük kabuslarından biri, dik bir yokuşta dur-kalk yaparken aracın geriye doğru kaymasıdır. Bize sıkça "Aracım yokuşta kaydırıyor, şanzımanım mı bozuldu?" sorusu yöneltilir. Bu sorunun cevabı, aracınızın şanzıman tipine ve sahip olduğu donanımlara göre büyük ölçüde değişiklik gösterir.
Öncelikle
Tam Otomatik (Tork Konvertörlü) Şanzımanları ele alalım. Bu şanzıman türü (örneğin eski nesil 4 ileri veya yeni nesil 8-9 ileri ZF, Aisin tipi şanzımanlar), yapısı gereği motorun gücünü hidrolik bir sıvı (şanzıman yağı) aracılığıyla tekerleklere iletir. Sistemde sürekli bir ileri doğru itme (creeping) eğilimi vardır. Sağlıklı bir tam otomatik şanzıman, çok dik olmayan standart yokuşlarda ayağınızı frenden çektiğinizde aracı askıda tutmalı, hatta hafifçe öne doğru itmelidir. Eğer tam otomatik aracınız yokuşlarda belirgin bir şekilde geriye kaçırıyorsa, bu bir arıza belirtisidir. Genellikle şanzıman içindeki yağ seviyesinin aşırı düşmesi, yağın özelliğini yitirerek viskozitesini kaybetmesi veya tork konvertörü (türbün) içindeki kanatçıkların aşınarak yeterli hidrolik basıncı üretememesi bu duruma yol açar. Ayrıca şanzıman içindeki valf gövdesinde (hidrolik beyin) oluşan basınç kaçakları da aracın yokuşta tutunmasını engeller.
Durum
Yarı Otomatik (Çift Kavramalı - DSG, EDC, Powershift veya Tek Kavramalı - AMT) Şanzımanlarda ise tamamen farklıdır. Bu şanzımanların iç yapısı aslında manuel şanzımanla aynıdır; sadece debriyaja basma ve vites değiştirme işini robotik kollar veya mekatronik üniteler yapar. Bu araçlarda motor ile şanzıman arasındaki bağlantı mekanik bir baskı-balata (kavrama) ile sağlanır. Sistem doğası gereği, ayağınızı frenden çektiğiniz an ile gaza basıp kavramanın tam öpüşmesi arasında geçen o saliselik sürede araç boşta kalır ve yerçekimi etkisiyle geriye kayar. Bu mühendislik gerçeğini aşmak için üreticiler "Yokuş Kalkış Desteği" (Hill Holder/Auto Hold) sistemini geliştirmiştir. Yokuş kalkış desteği, siz frenden ayağınızı çekseniz bile ABS fren sistemini kullanarak balataları 2-3 saniye daha diskte sıkılı tutar ve size gaza basmanız için zaman kazandırır.
Eğer yarı otomatik aracınız geri kaydırıyorsa, ilk şüphelenilmesi gereken yer şanzıman değil, Yokuş Kalkış Desteği sistemidir. Bu sistemin sensörlerinde (örneğin eğim sensörü), ABS beyninde veya fren müşüründe bir arıza varsa sistem devreye girmez ve araç kayar. Ancak, gaza bastığınızda araç sarsıntılı kalkıyor, titriyor, bağırıyor ama gitmiyorsa ve bu esnada kaydırıyorsa; işte o zaman şanzımanın kavrama (baskı balata) seti bitmiş veya mekatronik ünite balatayı yeterli basınçla sıkıştıramıyor demektir. Bu durumda
PratikAraba servisimizde özel adaptasyon cihazlarıyla kavrama toleranslarını ölçerek kesin teşhisi koymaktayız.
Manuel Araçlarda Vitesin Zor Geçmesi Senkromeç Arızası mıdır?
Manuel vitesli araç kullanıcıları için vites kolunun yağ gibi akıp vites yollarına sorunsuzca oturması, sürüş keyfinin temelidir. Ancak zamanla vites geçişleri zorlaşabilir, kemikli bir hal alabilir veya özellikle belirli viteslere (genellikle 1. vitese geçerken veya 2'den 3'e atarken) geçerken "cart" diye tabir edilen dişli sürtünme sesleri duyulabilir. Sürücüler hemen "Senkromeçler bozuldu, şanzıman inecek" endişesine kapılırlar. Evet, senkromeç arızası bu durumun önemli bir nedenidir ancak tek suçlu kesinlikle o değildir.
Senkromeç, şanzıman içindeki vites dişlileri ile milin dönüş hızlarını eşitleyerek (senkronize ederek) dişlilerin birbirine sessiz ve sarsıntısız bir şekilde geçmesini sağlayan sarı pirinç alaşımlı, frenleyici bir bileziktir. Siz vites kolunu ittiğinizde, senkromeç devreye girer, hedefteki dişlinin hızını ayarlar ve geçişi sağlar. Yıllar süren kullanım, sert ve hızlı vites atma alışkanlıkları, debriyaja tam basmadan vites değiştirme gibi sürücü hataları sonucunda bu sarı halkalar aşınır. Senkromeç aşındığında dişlilerin hızı eşitlenemez ve vites zor geçer, geçerken de dişliler birbirine sürterek aşındırıcı o korkunç sesi çıkarır. Eğer aracınız sadece belirli bir viteste (örneğin sadece 3. viteste) zorlanıyor ve ses yapıyorsa, yüksek ihtimalle o vitesin senkromeçi arızalıdır.
Fakat sorun
tüm viteslerde yaşanıyorsa, arızayı şanzımanın içinde aramadan önce dışarıdaki sistemlere bakmak gerekir.
PratikAraba uzmanları olarak böyle bir durumda ilk kontrol ettiğimiz yer
Debriyaj (Kavrama) Sistemi'dir. Eğer baskı balatanız ömrünü tamamlamışsa, şemsiyeleri (diyafram yayları) sertleşmişse veya debriyaj hidrolik sisteminde (alt ve üst merkez) kaçak veya hava varsa; siz pedala sonuna kadar bassanız bile motor ile şanzıman arasındaki güç iletimi tam olarak kesilmez. Şanzıman milleri dönmeye devam ettiği için vitesler zor geçer, hatta araç dururken 1. vitese ve geri vitese geçmekte büyük direnç gösterir.
Bunun dışında, şanzıman yağının eksilmesi veya yıllarca değiştirilmemesi (yağın özelliğini yitirip çamura dönmesi) vites geçişlerini inanılmaz derecede zorlaştırır. Fabrika verilerine uygun viskozitede (örneğin 75W-80 veya 75W-90) taze bir yağ koymak çoğu zaman sorunu mucizevi bir şekilde çözer. Ayrıca vites kolu ile şanzıman arasındaki iletişimi sağlayan vites halatlarının/çubuklarının ayarsızlığı, gevşemesi veya bu mekanizmadaki plastik burçların aşınması da kolun yanlış yönlendirilmesine neden olarak vitesin zor geçmesine yol açar. Dolayısıyla "zor geçiyor = senkromeç bozuk" demek yerine, bütüncül bir teşhis şarttır.
Katalitik Konvertör Arızası Yakıt Tüketimini Artırır mı?
Günümüz modern araçlarında, çevreyi korumak ve egzoz emisyon standartlarını (Euro 4, 5, 6 vb.) karşılamak adına egzoz sistemine entegre edilmiş olan Katalitik Konvertör (Katalizör), motorun gizli kahramanlarından biridir. İçerisinde platin, paladyum ve rodyum gibi değerli metallerle kaplı, seramik veya metalden yapılmış petek biçiminde ince bir yapı bulunur. Görevi, motordan çıkan zehirli karbonmonoksit, hidrokarbon ve azot oksit gazlarını kimyasal bir reaksiyona sokarak zararsız su buharı ve karbondioksite çevirmektir. Peki bu çevre dostu parçanın arızalanması cüzdanımızı, yani yakıt tüketimimizi etkiler mi? Cevap tek kelimeyle: Kesinlikle!
Katalitik konvertörler genellikle iki şekilde arızalanır. Birincisi, kalitesiz yakıt kullanımı, motorun yağ yakması (mavi duman) veya ateşleme sistemindeki bir arıza (buji, bobin arızası) sonucu yanmamış çiğ yakıtın egzoza atılarak konvertör içinde yanmasıdır. Bu durum içerideki muazzam ısıyı daha da artırarak o narin seramik peteklerin erimesine ve birbirine yapışmasına neden olur. İkincisi ise zamanla, kurum ve karbon birikintileriyle bu dar gözeneklerin tamamen tıkanmasıdır.
Konvertör eridiğinde veya tıkandığında, motorun egzoz manifoldundan attığı gazlar rahatça dışarı çıkamaz. Bu durum sistemde bir "Geri Basınç" (Backpressure) yaratır. Motor nefes veremediği için boğulur, yanma odasında taze hava ve yakıt karışımına yeterli yer açılamaz. Aracın çekişi (performansı) inanılmaz derecede düşer. Siz aracın gitmediğini hissettikçe gaza daha fazla basarsınız. Gaza yüklendikçe motor daha fazla yakıt çeker ancak bu yakıt verimli yanamadığı için doğrudan egzozdan atılmaya çalışılır. Bu kısır döngü, yakıt tüketiminizin %20 ila %40 arasında artmasına sebep olur.
Ayrıca, katalitik konvertörün hemen girişinde ve çıkışında Oksijen (Lambda) sensörleri bulunur. Eğer konvertör görevini yapamazsa veya tıkanırsa, çıkış sensörü motor kontrol ünitesine (ECU) hatalı veriler gönderir. Motor beyni karışımın çok zengin veya çok fakir olduğunu sanarak enjektörlerin püskürtme sürelerini (yakıt haritasını) bozar.
Araç koruma moduna geçebilir, motor arıza lambası yanar, rölanti dalgalanmaları başlar ve çiğ benzin/mazot kokusu alırsınız.
PratikAraba olarak tıkalı katalitik konvertörlerin iptal edilmesini (içinin boşaltılmasını) yasal ve çevresel nedenlerle asla önermiyoruz; bunun yerine profesyonel temizlik işlemleri veya OEM standartlarında yeni parça ile değişim sağlayarak aracınızın tekrar rahat nefes almasını ve yakıt sarfiyatının normale dönmesini sağlıyoruz.
Klima Açıkken Yokuş Çıkarken Motor Çekişinin Aşırı Düşmesi Normal mi?
Yaz aylarında, aracın içi serinlerken motorun adeta bayıldığını, özellikle dik yokuşlarda aracın ivmelenmekte zorlandığını hatta vites küçültmek zorunda kaldığınızı fark etmişsinizdir. Çoğu müşteri bize "Klimayı açınca araba gitmiyor, motorda bir arıza mı var?" diyerek başvurur. Bu durumun altında yatan sebep genellikle mekanik bir arıza değil, doğrudan fiziğin ve motor dinamiklerinin bir sonucudur. Ancak bu performans kaybının "aşırı" boyuta ulaşması, araştırılması gereken bir sorundur.
Araç klimaları, ev klimaları gibi elektrikle değil, doğrudan motorun krank milinden güç alarak çalışır. Klima kompresörü (gazı sıkıştıran pompa), v-kayışı veya alternatör kayışı vasıtasıyla motora bağlıdır. Klimayı açtığınız anda elektromanyetik kavrama devreye girer ve kompresör motordan güç çekmeye başlar. Modern bir klima kompresörü, kapasitesine göre motordan yaklaşık 3 ila 5 Beygir Gücü (HP) arasında bir parazitik güç çalar. Eğer aracınız 3.0 litre V6 gibi büyük hacimli ve yüksek torklu bir motora sahipse, bu 4-5 beygirlik kayıp devede kulak kalır ve sürücü tarafından pek hissedilmez.
Ancak ülkemizde yaygın olarak kullanılan 1.0, 1.2 veya 1.4 litrelik atmosferik (turbosuz) ve düşük torklu araçlarda, motorun ürettiği gücün %5 ila %10'u klimaya gidebilir. Özellikle yerçekimine karşı ekstra güç gereken yokuş tırmanışlarında, bu kayıp kendini aracın hantallaşması, gaz pedalına geç tepki vermesi ve yığılması olarak net bir şekilde gösterir. Otomobil üreticileri bu durumu bildikleri için, gaza sonuna kadar (tam gaz - wide open throttle) bastığınızda sollama veya ani hızlanma ihtiyacınız olduğunu algılayan ECU (beyin), klima kompresörünü geçici olarak birkaç saniyeliğine devreden çıkarır.
Peki hangi durumlar
normal değildir ve arıza belirtisidir? Eğer klimayı açtığınızda araç sadece hafif hantallaşmıyor, stop edecek gibi oluyor, rölanti çıldırıyor, aşırı titriyor veya yokuşta 1. viteste bile kalkmakta zorlanıyorsa ortada bir problem var demektir.
1-
Kompresör veya Rulman Arızası: Klima kompresörünün iç mekanizması yağsızlıktan aşınmışsa veya kasnak rulmanı bozulmuşsa, dönmeye karşı muazzam bir direnç (frenleme) gösterir. Bu durum motora binen yükü 3-5 beygirden çok daha yukarılara taşır. Adeta motorunuz frene basılıyormuş gibi zorlanır.
2-
Ateşleme Sistemi Zayıflığı: Motorun bujileri, bobinleri veya buji kabloları eskimişse, motor kendi rölantisini zor idare eder. Klimanın ekstra yükü bindiğinde ateşleme zayıf kalır, silindirlerde tekleme (misfire) başlar ve araç çekişten inanılmaz derecede düşer.
3-
Kirli Gaz Kelebeği ve Rölanti Motoru: Klimayı açtığınızda ECU durumu algılar ve gaz kelebeğini biraz daha açarak motorun devrini yükseltip ekstra yükü karşılamaya çalışır. Ancak gaz kelebeğiniz karbon kurumlarıyla tıkanmışsa, beyin komut verse de kelebek yeterince açılamaz, motor hava alamaz ve boğulur.
Eğer böyle aşırı bir güç kaybı hissediyorsanız, durumu kabullenmek yerine
PratikAraba uzmanlarına danışarak hem klima kompresörünün hem de motorunuzun ateşleme ve hava emiş sistemlerinin kontrol edilmesini sağlamalısınız.
PratikAraba servisi olarak müşterilerimize
TSE 12047 "A" kalite servis standartlarında ve
4077 sayılı Tüketici Koruma Kanununa uygun şekilde hizmet vermekte olup aracınıza dair tüm işlemleri garantili olarak yapmaktayız. Aracınızın mekanik, elektronik ve iklimlendirme sistemlerinde karşılaştığınız her türlü sorunda uzman kadromuzla yanınızdayız.
Bakım ve onarım esnasında marka üreticisi tavsiyesine uygun
orijinal ve
OEM (Original Equipment Manufacturer) onaylı yedek parça kullanmaktayız. Şanzıman onarımlarından emisyon sistemlerine kadar her noktada kaliteli parça, kaliteli işçilik prensibiyle hareket ediyoruz.
Periyodik bakım ve onarımlarda
PratikAraba servisini tercih ettiğinizde
www.pratikaraba.com/periyodik-bakim.html adresine tıklayarak aracınızın periyodik bakım fiyatını görebilir ve
mobil aplikasyon sistemi ile aracınızın periyodik bakımda değişen malzemelerini, yapılan arıza tespitlerini ve sonraki bakım kilometre ve zamanını detaylı olarak öğrenebilirsiniz.
Rot Kolu DeğişimiPeriyodik Bakım Fiyatına Etki Eden Unsurlar Nelerdir?Akü Ömrünü Nasıl Uzatırsınız?